Antalya Çamdağı

Doğu Direkt Rotası

18 - 19 Nisan 2009

Haldun Aydıngün & Ahmet Bayram

<< İlk Çıkış >>

<< Haldun


Çamdağı'nın Antalya'nın içinden görünüşü

Açtığımız yeni rota. Tıklayınca biraz daha büyüğü görülecek.

Çamdağı'nın Google'dan görünümü. Google Earth'de yükseklikler çok yumuşatılmış olarak görülüyor. Dolayısıyla yukarıdaki resim çok aldatıcı olabiliyor.

1994 - 1999 yılları arasında bu dağın Güney Sırtı'na gerçek anlamda "takmış" ve de sayısız sefer yapıp 29 Ekim 1999'da rotayı tamamlamıştım.

Antalya-Kemer yolunun hemen yanından, 10 metre irtifadan, yürüyüşe başladığımızda saat 08:30'du.

Orman içinden yükselmeye başladık.

9:30'da çarşağın altına ulaştık.

Çamdağı belkide dünyanın en güzel sahil şeritlerinin birinin üzerinde duruyor. Bu yüzden yükseldikçe manzara daha da güzelleşiyordu.

11:15'te aşağıdan görülen "Slab'ın" altına ulaştık. Milyonlarca yıl önce deniz tabanı olan bu yapı tahmin ettiğimden çok daha düzdü ve de üzerindeki çatlaklar düzgün malzeme yerleştirmeye pek müsait durmuyordu. Üzerinden geçmek yerine solundan devam ettik.

Türk dağcılığında, özellikle duvar olmayan tırmanışlarda, haklı bir eleştiri vardır; insanlar ipleri çantalarına koyar, bir sürü tehlikeli yerden emniyetsiz geçerler. Biz bunun tersini ispat etmek ister gibi slabın hemen yanından ip açtık. Özellikle yanımızda taşıdığımız 6'şar lt. suların ağırlığı ile denge sorunu yaşıyorduk ve de madem ipi buraya kadar getirmiştik, kullanmalıydık.


Zirveye bağlanan ana sırtı arıyoruz.

Sonunda sırtın üzerindeyiz. Resmin sağında daha dik bir slab görünüyor. İlerde ise Kemer ilçesi var.


Gün hızla ilerliyor. Saat 16:01. Ahmet Bayram'ın beş metre solunda bir önceki resimde görülen slablar duruyor ve de sonsuza benzer bir uçurum. Ormanın içi çok güzel, buradaki yürüyüş ise harika.


1000 metre civarında artık manzara iyice güzelleşti.


Doğuya bakan bir yamaçtan yükselmenin en büyük keyfi öğleden sonra gölgeden ilerlemek. Saat: 17:09

Doğrudan zirveye giden Doğu sırtı. Sırtın biraz ilerisinde sağ yana, ormanın içine inip, kayaları aşağıdan takip ettik. Sonra da küçük bir emniyetli çıkışla sırta geri döndük.

Saat 18:14, dağın gölgesi Akdeniz'in üzerine düşüyor.

Saat 18:22, Ahmet Bayram ile Çamdağı zirvesine ulaştık. Altimetre 1355 m gösteriyor.

Zirve Dağcılık'a katıldığım Ocak ayından beri yaptığım ilk zirve çıkışıydı. Yeni kulübüme ithaf etmek hoşuma gitti.

Sırt üzerinde, yaklaşık 500 m ilerde, bulabildiğimiz ilk düz noktada bivak yaptık. Ağırlıktan azami kaçınabilmek için yanımızda sadece bu espit ocağı vardı ve de sadece birer kahve yapabildik.

Yaptığımız etkinlik Türkiye'de alışılmış dağcılığın biraz dışındaydı ama yaz dağcılığının bütün birikimlerini kullanmak gerekiyordu, bu açıdan çok keyifliydi.


Espit ocağının tablasında kuru dallar yakıp gecenin keyfini çıkardık.

Hemen altımızda kalan Beldibi'nin ve de uzakta Antalya'nın ışıklarını seyretmek çok zevkliydi.

Ertesi gün çıktığımız rotayı beğenmeyip, 10 yıl önce Sorgun Akkor ile gidip geldiğim Güney Sırtından inmenin daha iyi olacağına karar verdim (Yanlış bir kararmış). Sırtın uzunluğu 4,5 km ve de üzerinde pek çok hassas geçiş noktası varmış/vardı... Sabah yukarı çıkıp akşam inerken rahatça hatırlayacağınız ama aradan 10 sene geçtikten sonra çok zorlanacağınız noktalarmış bunlar. Biz de zaten çok zorlandık. Suyumuzu öğlen 12:00'de geri dönmüş olacağımızı düşünerek almıştık ama akşam 19:30'da döndüğümüzde ikimiz de ölesiye dehidre olmuştuk.

Hiç çekinmeden, Çamdağı Güney Sırtının içerdiği alışılmadık sorunlar nedeniyle Türkiye'deki tamamlanması en zor dağ rotalarından biri olduğunu iddia ediyorum. Kanımca, ne kadar iyi spor tırmanışçı olunursa olunsun, Antalya dağlarını iyi tanımayan birinin bu rotayı yapabilmesi mümkün değil.

Yandaki resimde Ahmet Bayram yüzlerce kritik noktadan birini dikkatle geçerken görülüyor. Resmi tıklayın, noktayı daha iyi görün.

ve medeniyete kavuşmuşuz...

Cihan Çetinel ekibin üçüncü üyesi olarak İstanbul'dan bizle birlikte geldi ama son dakikada tırmanışa katılmaktan vaz geçti. Yere yaklaşırken telefonla arayıp adam başı birer litre ayran, kola ve su getirmesini rica ettik. Ahmet de, ben de üçer litre sıvıyı kısa sürede tükettik ve ancak normal susamış bir insan seviyesine ulaşabildik. Tırmanışın kuraklık tarafı biraz tedirgin ediciydi.