....St Paul Rotasının bir bölümünü Haziran 2005'te yürüdük.......................Haldun Ana Sayfa


Haziran böyle bir gezi için oldukça geç bir dönemmiş. Ayrıca ilk kez bu kadar uzun ve alçak irtifada giden bir dağ yürüyüşlüne katılıyordum. Açıkcası baştan küçümsemişim. Ancak Güney'in sıcağı ve susuzluk çok ciddi sorun yaratıyordu.

Alıştıkça yürüyüş daha da keyfili olmaya başladı. Ekibimiz üç adet yarım asırlık bir de çeyrek asırlık sporcudan oluşuyordu. Sanırım çok yaşlanmışız artık arkadaşlarımızın çocuklarıyla dağlara gitmeğe başladık. Göksel Doğuş Ocak sadece 24 yaşında ve ilk ciddi doğa yürüyüşünü bizimle yapıyordu.

Köprülü Kanyon'da suya girmek nefisti.

Soldaki kanyon duvarının içinden bir patika ile yükseleceğimizi katiyen tahmin edemezdim ama yükselirken sağdaki manzara ayaklarımızın altında açılmaya başlamıştı.

Doğa ve jeoloji alıştıklarımdan çok farklıydı. Sıkı bir yağmur sırasında Selge köyünde bir köy evinde sığındık.

Selge'de öğlenin sıcak saatlerini önce bira içerek ardından da uyuyarak geçirdi. Akşam üstü gene yağmur bastırınca terk edilmiş başka bir köy evine sığınıp, geceyi oarada geçirdik.

Gece hava açınca çadırımı terk edilmiş evlerin arasına kurup nefis bir uyku çektim.

Sonlara doğru rotanın yüksekliği 1000 metreyi aşmaya başlamıştı. Biraz olsun dağ havasının serinliğini hissetmeye başlamıştık.

Yürüyüşe Isparta sınırına girer girmez son verdik. Kuvvet Lordoğlu ile ben İstanbul'a döndük. Ersin Demirel ve Doğuş ise bir hafta daha devam ettiler.

Beş gün dağlarda dolaştıktan sonra gördüğümüz ilk bakkal dükkanı bize üç M'li Migros'tan daha zengin gözüktü. Bir sürü gerçek yiyecek maddesi alabildik. Son kamp gecemiz çok hoş bir yerde idi. Hem bu yolun devamını hem de Lİkya yolunu ilerki yıllarda yürümeyi çok istiyorum.