. . . Sengül . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. .ÇILGIN İNEKLER SERGİSİ

LÜKSEMBURG'DA "ÇILGIN İNEKLER SERGİSİ"

Şengül G. AYDINGÜN

Yeraltı otoparkından çıktığımızda merdiven başında yerde kıvrılmış bir inek bizi bekliyordu. Sesi çıkmıyor, kımıldamıyor, ama keyifle oturuyordu. Üzerinde pek çok çiçek açmış gibiydi. Önce pek aldırmadım tatlı bir gülümsemeyle yanından geçtik, herhalde bir süt firmasının reklamı olmalıydı. Birkaç adım sonra ayakta bir başka inek daha farklı renklerle bize bakıyordu. Bu kez üzerinde yüzlerce boyalı gazoz kapağı vardı ve bu kapaklar bir hoş bir armoni oluşturuyordu. Derken yan sokakta üç inek peş peşe salınıyordu. Sürmeli gözleri, boyalı dudakları ile şapkalısı, başörtülü köylü güzeli ve üzerinde uğur böcekleri yuva yapmış ineklerden oluşan sürü, yalnızca bizi değil, kenti gezenleri de şaşırtıyordu. Alışveriş meydanı ise renkli inek cümbüşüydü. Hemen her mağazanın önünde mağaza ilgili bir-iki inek yer almıştı. Kimi geviş getiriyor, kimi yatmış oturuyor, kimi de ayakta salınıyordu. Pasta dükkanının önündeki ineğin gövdesi iç açıcı pastalarla süslüydü. Şarküteri'nin önündeki inek ise peynir dilimleri ile kaplıydı. Pizza ineği de baktıkça insanı acıktırıyordu. Ya içinde yavrusu görünen hamile inek ne de sevimliydi. Uzaylı inek, metalik giysilerle parıl parıl parlıyordu.Etnik giysiler içindeki inekler de ilginçti. Mitolojinin zafer tanrıçası Nike kanatlı bir inek olup çıkmıştı karşımıza. Belediye Meclisinin merdivenlerine çıkan inek, Mısır hiyeroglifleri, Japon, Çin alfabesi, Arapça harfler gibi dünya dillerinin sembollerini taşıyordu.

Hele hele üzerinde doğulu sahibi ile uçan halıya binmiş olana ne demeliydi .Tam bir görsel ziyafet içindeydik. Yalnızca biz değil sokaklarda dolaşan herkes mutlu mutlu gülümsüyor. İneklerin yanına yaklaşıp inceliyor, Japon, İngiliz, Fransız turistler ineklerle bol bol fotoğraf çektiriyorlardı.

Bir reklam kampanyasının parçaları ise neyin reklamıydı? onu anlamaya çalışıyorduk. Sonrasında her ineğin yanında bir isim fark ettik. İneklerin her biri değişik kişiler tarafından yapılmıştı. Sanatçıların bir kısmının Lüksemburg'un dünya çapında sanatçıları olduğunu bir kısmınınsa okul öğretmenleri ve öğrencileri tarafından yaratıldığını, turizm ofisindeki görevlilerden aldığımız broşür sayesinde öğrendik. Bilgilerimiz artınca daha da ilgiyle şehri değil, inekleri dolaşmaya başladık. Aaa, işte bir tane daha , bir tane de orada derken, büyük bölümünün peşinden gittik. Tam yüz üç inek Avrupa'nın en küçük devletlerinden biri olan Lüksemburg'un başkentinin ana caddelerini, alışveriş merkezini, parkları, kaldırımları, meydanlarını sanat için doldurmuştu. "Art on Cows" adı verilen bu sanat aslında ilk kez uygulanmıyormuş. Bundan evvel 1998'de Zürih'te 1999'da Şikago ve Newyork' da ve 2000'de Salzburg gibi şehirlerde de kent sokaklarına salınmış inekler... Serginin amacıysa "inekçesine uysal bir güzelliği" halk ile paylaşmakmış. Bir de sergi salonlarına gitmeden, sanatın halkın ayağına sunulması amaçlanmış. Ayrıca, hiçbir şekilde dini, politik ve reklam amaçlı unsur taşımıyor olmasına da dikkat edilmiş.

Lüksemburg'un bulunduğu coğrafi konum nedeniyle çoğunlukla kapalı olan havanın sıkıcılığına karşı, ışığı ve rengi olan bu ineklerle kente bir canlılığın gelmesi ve ortak katılımla kentsel beraberlik ruhunun yakalanması da hedeflenmiş. 2001 yılı Nisan - Eylül ayları arasında sürecek olan "çılgın inekler sergisi" hedefine, başlar başlamaz ulaşmış, kent halkı heyecanla katılmış böyle bir projeye.Sergi sponsoru olan bazı mağazalar bile ürünlerini bu yönde tasarlamışlar. Örneğin bir kumaş mağazası kumaşlarının çoğunu inek desenli hazırlamış. İçerdeki satıcılar inek desenli yeleklerle, flarlarla sizi karşılıyor. Ayakkabı mağazaları da çift renkli ayakkabılar üretmişler. Mutfak eşyalarında, içki kaplarında, peçetelerde, örtülerde hep o sevimli güzel inek ile karşılaşıyorsunuz.Ciddi sayılabilecek mekanlar bankalar, oteller dahi ineklerle süslenmiş ve sergilenen eserlerin sanatçılarına sponsorluk yapmışlar. Yaşları- 13- 17 arası olan Lise öğrencileri de okullarında minik minik inekler yapıp üzerini çekirdek, mısır, nohut, tohum,düğme, kırık cam, ayna, metal parçaları gibi buldukları her türlü malzeme ile süslemişler. Heyecan içinde hazırlanan bu sanat olayında ailelerde yer almış. Anneler, bazı ineklere elbise dikmiş, ya da yün giysiler örülmüş. Sanatçılar ve öğretmenler ineklerin ana ham maddesi olan cam elyafı ve tutkal ile kalıplarını alıp gövdelerini meydana çıkarmışlar.

Büyük Sanatçıların yapıtları sokak ve caddeleri süslerken, öğrencilerin yapıtları daha çok kent dükkanlarının iç vitrinlerini süslemiş. Minik ineklerin yanlarında eseri yapan öğrencinin bir fotoğrafı ve kimliği yazılmış.Serginin sonlarında halk tarafından yapılacak oylama ile derecelendirme olacak. Böylece, sergi hem sanatsal hem de eğlenceli bir etkinlik olarak halka mal edilecek.