| Ana Sayfa | Kaçamak | Yeşil | | Yerbilimi | E-Posta |
| Editör | Nehir, delta ve ötesi | Hidrolik Uygarlık: Urartu | Anadolu'nun Volkanları: Doğal anıtlar | Doğadaki çalar saat | Geçitteki ülke: Andorra | Güneşin resimleri: Cape Town | Konuksever denizin kenti: Trabzon | Bulutlara Yaslanan Zirve: Bozdağ | Noel baba'nın evinde | Bahamalar: Irak sularda | Ötelerin çocukları | Pelintözü-Bilecik: Uzun yürüyüş

 

<< GERİ

Urartu

Eski Çağ'da Anadolu ve Önasya ülkelerinin en büyük "hidrolik uygarlığı" olan Urartular, sulama sistemleri, madencilik endüstrisindeki gelişmeleri ve bilinmeyen tüm yönleriyle mercek altında...

Doğu Anadolu bölgesinde İÖ 1. binin başlarında yaşayan toplulukların yaşamında büyük değişiklikler olmuştu. Önceleri hayvan besiciliği ile uğraşan topluluklar, Urartu krallarının bölgeye inşa ettirdiği baraj, gölet ve sulama kanalları sayesinde tarımsal üretime geçerek yaşam şekillerini değiştirmişlerdi. Bu değişimin mimarları olan Urartular, İÖ 1. binin ilk yarısında 9-6. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu'dan Transkafkasya ve Kuzeybatı İran'ı kapsayan alanda kralllık kurmuş, başkentlerini Van Ovası'nda Tuşpa ( Van Kalesi) ve Rusahinili (Toprakkale) olarak seçmişlerdi.

Urartular, sulama sistemlerinin yanında mükemmel bir karayolu ağı kurmuş ayrıca, Van Gölü üzerine kurdukları limanlarla da müthiş bir imar atağına kalkarak bölgeye altın çağını yaşatmışlardı.

Bugün bölgede pek çok kalıntısına rastlanılan Urartu uygarlığının bilinmeyen yönleri uzun yıllardır bölgede yapılan kazılar ve araştırmalarla ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. İstanbul Üniversitesi Eski Çağ Kürsüsü öğretim üyelerinden ve Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Oktay Belli de bölgenin tarihine otuz yıldan fazla süredir yaptığı araştırmalarla çok fazla katkıda bulunan isimlerden biri. Prof. Belli, bölgede yaptığı kazıların (Aşağı ve Yukarı Anzaf Kaleleri ile Yoncatepe Kalesi) yanında Urartuların madenciliği üzerine de yıllarca çalıştı. 1987 yılından beri ise Anzaf Kaleleri kazı başkanlığıyla birlikte Doğu Anadolu bölgesinde en az araştırılan konulardan biri üzerinde, "Urartuların Sulama Sistemleri" konusundaki araştırmalarını sürdürüyor ve bu çalışmasıyla bilim dünyasına yepyeni sonuçlar sunuyor.

Araştırmaya başladığı 1987 yılından itibaren Doğu Anadolu bölgesinde 63 adet baraj, gölet ve sulama kanalı saptayan Oktay Belli, Urartuları, Eski Çağda Anadolu'nun ve Önasya ülkelerinin en büyük "Hidrolik Uygarlığı" olarak yorumluyor. Bu konudaki başarılarının nedenini de özellikle madencilik endüstrisindeki ilerlemeye bağlıyor. İÖ 1. bin yılın ilk yarısında Urartu Krallığı'nın hem Anadolu hem de Eski Önasya dünyasının en büyük madenci toplumu olduğunu, Doğu Anadolu'da zengin olarak bulunan gümüş, kurşun, bakır ve demir madenlerinin özellikle 8-6. yüzyıllar arasında yoğun olarak işletildiğini ve demirden yapılan kazma, kürek balyoz, kaldıraç, murç gibi aletlerle baraj ve sulama sistemlerini inşa edebildiklerini söylüyor.

Yaklaşık olarak 2 bin 700- 2 bin 800 yıllık bir geçmişe sahip olan Urartu baraj, gölet ve sulama kanallarının yüzde otuzunun halen kullanılabilir olması da Urartu mühendisliğinin ne denli başarılı olduğunu gösteriyor.

Baraj ve göletlerin yanında dağlardan çıkan kaynak sularının kilometrelerce uzunlukta açılan kanallarla Urartu ülkesine kazandırılması da o dönem için bir mühendislik harikası. Menua (Semiramis/ Şamran) ve Ferhat kanalları bu kanalların en önemlileri. Kral Menua (Yakl. İÖ 810-786) tarafından açtırılan ve bugün halk arasında Semiramis/Şamran olarak tanınan kanal (51 km.), Kadembastı mevkiinde yapay olarak taraçalandırılarak asma bahçeleri ile çevrelenmiş. Kral Menua bu bahçeleri kızı Tariria adına yaptırmış. Ancak, halk arasında anlatılan efsanelere göre Kral Menua, Asur Kraliçesi Semiramis'e olan aşkını kanıtlamak amacıyla bu bahçeleri hazırlatmış. Tarihsel verilere göre ise, Kral Menua ile aynı tarihlerde yaşamış olan Semiramis (Sammuramat) aslında Babil Kraliçesi. Asur Kralı 5. Şamsi Adad ile evlenerek Asur Kraliçesi oluyor. Eşinin ölümünden sonra 5 yıl tek başına hüküm sürüyor. Bu arada Babil'in geleneklerini sürdürerek asma bahçeleri inşa ettiriyor. Bu bahçeler Dünya'nın yedi harikaları arasında anılıyor. Kraliçe Semiramis'in Urartu Krallığı ile arasında hep bir can düşmanlığı var. Bu nedenle Prof. Belli'ye göre halk arasında anlatılan aşk hikayesinin gerçekliği şüpheli.

Diğer sulama kanalı Ferhat da yine büyük bir aşk uğruna açıldığına inanılan kanallardan. Güzeller güzeli Şirin için zavallı Ferhat dağları delmiş. Hem de kilometrelerce.

Bu denli uzun ve zahmetli bir işin büyük bir aşk uğruna açılacağını düşünerek böyle bir efsane yaratılmış olsa gerek. Her iki kanal da yaklaşık 2 bin 800 yıldır bölgeye hizmet veriyor...

Yaptığı çalışmalarla Urartu dünyasının bilinmeyen yönlerine ışık tutmayı başaran Oktay Belli araştırmalarını önümüzdeki yıllarda ülkemiz sınırları dışarısına da taşıyarak Transkafkasya coğrafyası içerisinde sürdürmeyi planlıyor.

Şengül G. Aydıngün

© 1999 Bilgin Elektronik Yayıncılık ve ıletişim A.Ş.


YENIDEN
[GUNUN YAYININDA ANA SAYFAYA GECIS]

Garildi 1.2 Aybim Bilgisayar Tic. Ltd.tarafindan hazirlanmistir. Yorum ve onerileriniz icin : garildi@yore.com.tr