Doğu Anadolu bölgesinde İÖ 1. binin başlarında yaşayan toplulukların
yaşamında büyük değişiklikler olmuştu. Önceleri hayvan besiciliği ile
uğraşan topluluklar, Urartu krallarının bölgeye inşa ettirdiği baraj,
gölet ve sulama kanalları sayesinde tarımsal üretime geçerek yaşam
şekillerini değiştirmişlerdi. Bu değişimin mimarları olan Urartular, İÖ
1. binin ilk yarısında 9-6. yüzyıllar arasında Doğu Anadolu'dan
Transkafkasya ve Kuzeybatı İran'ı kapsayan alanda kralllık kurmuş,
başkentlerini Van Ovası'nda Tuşpa ( Van Kalesi) ve Rusahinili
(Toprakkale) olarak seçmişlerdi.
Urartular, sulama sistemlerinin yanında mükemmel bir karayolu ağı
kurmuş ayrıca, Van Gölü üzerine kurdukları limanlarla da müthiş bir imar
atağına kalkarak bölgeye altın çağını yaşatmışlardı.
Bugün bölgede pek çok kalıntısına rastlanılan Urartu uygarlığının
bilinmeyen yönleri uzun yıllardır bölgede yapılan kazılar ve araştırmalarla
ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. İstanbul Üniversitesi Eski Çağ Kürsüsü
öğretim üyelerinden ve Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Araştırma Merkezi
Müdürü Prof. Dr. Oktay Belli de bölgenin tarihine otuz yıldan fazla
süredir yaptığı araştırmalarla çok fazla katkıda bulunan isimlerden
biri. Prof. Belli, bölgede yaptığı kazıların (Aşağı ve Yukarı Anzaf
Kaleleri ile Yoncatepe Kalesi) yanında Urartuların madenciliği üzerine
de yıllarca çalıştı. 1987 yılından beri ise Anzaf Kaleleri kazı başkanlığıyla
birlikte Doğu Anadolu bölgesinde en az araştırılan konulardan biri
üzerinde, "Urartuların Sulama Sistemleri" konusundaki araştırmalarını
sürdürüyor ve bu çalışmasıyla bilim dünyasına yepyeni sonuçlar sunuyor.
Araştırmaya başladığı 1987 yılından itibaren Doğu Anadolu
bölgesinde 63 adet baraj, gölet ve sulama kanalı saptayan Oktay Belli,
Urartuları, Eski Çağda Anadolu'nun ve Önasya ülkelerinin en büyük
"Hidrolik Uygarlığı" olarak yorumluyor. Bu konudaki başarılarının
nedenini de özellikle madencilik endüstrisindeki ilerlemeye bağlıyor.
İÖ 1. bin yılın ilk yarısında Urartu Krallığı'nın hem Anadolu hem
de Eski Önasya dünyasının en büyük madenci toplumu olduğunu, Doğu
Anadolu'da zengin olarak bulunan gümüş, kurşun, bakır ve demir madenlerinin
özellikle 8-6. yüzyıllar arasında yoğun olarak işletildiğini ve demirden
yapılan kazma, kürek balyoz, kaldıraç, murç gibi aletlerle baraj ve
sulama sistemlerini inşa edebildiklerini söylüyor.
Yaklaşık olarak 2 bin 700- 2 bin 800 yıllık bir geçmişe sahip olan
Urartu baraj, gölet ve sulama kanallarının yüzde otuzunun halen
kullanılabilir olması da Urartu mühendisliğinin ne denli başarılı
olduğunu gösteriyor.
Baraj ve göletlerin yanında dağlardan çıkan kaynak sularının
kilometrelerce uzunlukta açılan kanallarla Urartu ülkesine
kazandırılması da o dönem için bir mühendislik harikası. Menua
(Semiramis/ Şamran) ve Ferhat kanalları bu kanalların en önemlileri.
Kral Menua (Yakl. İÖ 810-786) tarafından açtırılan ve bugün halk
arasında Semiramis/Şamran olarak tanınan kanal (51 km.), Kadembastı
mevkiinde yapay olarak taraçalandırılarak asma bahçeleri ile
çevrelenmiş. Kral Menua bu bahçeleri kızı Tariria adına yaptırmış.
Ancak, halk arasında anlatılan efsanelere göre Kral Menua, Asur
Kraliçesi Semiramis'e olan aşkını kanıtlamak amacıyla bu bahçeleri
hazırlatmış. Tarihsel verilere göre ise, Kral Menua ile aynı tarihlerde
yaşamış olan Semiramis (Sammuramat) aslında Babil Kraliçesi. Asur Kralı
5. Şamsi Adad ile evlenerek Asur Kraliçesi oluyor. Eşinin ölümünden
sonra 5 yıl tek başına hüküm sürüyor. Bu arada Babil'in geleneklerini
sürdürerek asma bahçeleri inşa ettiriyor. Bu bahçeler Dünya'nın yedi
harikaları arasında anılıyor. Kraliçe Semiramis'in Urartu Krallığı ile
arasında hep bir can düşmanlığı var. Bu nedenle Prof. Belli'ye göre halk
arasında anlatılan aşk hikayesinin gerçekliği şüpheli.
Diğer sulama kanalı Ferhat da yine büyük bir aşk uğruna açıldığına
inanılan kanallardan. Güzeller güzeli Şirin için zavallı Ferhat dağları
delmiş. Hem de kilometrelerce.
Bu denli uzun ve zahmetli bir işin büyük bir aşk uğruna açılacağını
düşünerek böyle bir efsane yaratılmış olsa gerek. Her iki kanal da
yaklaşık 2 bin 800 yıldır bölgeye hizmet veriyor...
Yaptığı çalışmalarla Urartu dünyasının bilinmeyen yönlerine ışık
tutmayı başaran Oktay Belli araştırmalarını önümüzdeki yıllarda ülkemiz
sınırları dışarısına da taşıyarak Transkafkasya coğrafyası içerisinde
sürdürmeyi planlıyor.