l998, Ağustos ayı... Prof.Dr. Wolfgang Blüemel ile antik adı Latmos
olan Bafa Gölü ve çevresinde epigrafik araştırma yapıyoruz... (Epigrafi;
arkeolojiye ve tarihe yardımcı olan bilim dalları içinde, geçmişte
yaşamış insanların kullandığı ve artık kullanılmayan ölü dilleri,
onların bıraktığı yazıtları inceleyerek ortaya çıkaran bilim dalı.)
Sabah erkenden göl üstündeki adalara giden motorculara, adalarda eski
yazılı taş görüp görmediklerini sorduk. Bize bir iki yazıttan söz
ettiler.
Motorla yazıtları görmek üzere adalara gittik. Öğleye kadar
adaları kaplamış çalı çırpı, yılan, çıyan arasında dolaştık. Yayınlanmış
birkaç yazıt dışında pek de umduğumuzu bulamadık. Dönüşte biraz dinlenmek,
açlık ve susuzluğumuzu gidermek için Kapıkırı köyündeki turistik restoranlardan
birine girdik. Prof. Blüemel daha önceki yıllarda da bölgeye pek çok
kez araştırma için geldiğini, Latmos yazıtlarının kendisi ve başka
araştırmacılarca yayınlandığını, artık yeni bir yazıt bulmanın olanaksız
gibi göründüğünü anlatıyordu bana.
Yemeklerimizi söyledik. Bu arada restoranı işletenlere de çevrede
yazıtlı taşların olup olmadığını soruyordum ben. Servisimizi yapan genç
adam Kapıkırı'nda değil de yayla evlerinin birinin kapısı önünde bir su
küpünün altında yıllar önce böyle bir taş olduğunu, yerini
gösterebileceğini de söyledi. Ve Blüemel'in yanıtı, "bu kadar ortada
bulunduğuna göre mutlaka yayınlanmış bir yazıttır" oldu. (Ama yine de
görmek istedi.)
Bu kez köyün birkaç kilometre ötesindeki yayla evlerine
doğru yöneldik. Restorandaki genç adam tahtadan bir kulübenin önünde
bizi durdurdu. Her taraf kapalıydı ve yazıtlı taş ortada yoktu. Çok
emin olduğu bir taşın ortada olmaması bizden çok onu üzmüş ve hırslandırmıştı.
Kulübenin etrafını dolaştı birden bağırdı: "İçeride içeride!"
Pencere aralığından düz bir mermer parçasının duvara yaslanmış
olduğunu gördük. "Çok eminim bu o taş" diye ısrar ediyordu. Kulübenin
sahibini bulmak için arabaya atladık ve yine köye gittik. Yarım saat
sonra kulübe açılmış içeride örümcek ağları arasından yazıtlı taşımız
çıkmıştı.
Profesör taşa doğru eğildi ve uzun süre o şekilde kaldı.
Dikkatini dağıtmamak için uzun süre bekledikten sonra yazıtın ne olduğunu
sordum. "Bir anlaşma metni" dedi. Birkaç saat sonra yüzü gülümsüyor
ve beni kutluyordu. Yazıtı taşınabilir olmasından dolayı başına bir
şey gelmesin düşüncesiyle köy muhtarı ve kulübenin sahibi Ali Rıza
Burnak'tan elimizdeki resmi belgeleri göstererek Milas Müzesi'ne götürmek
üzere aldık.
Bölge tarihiyle ilgili son derece önemli açıklamalarda bulunan bu
yazıt İS 2-3 yy'a ait, bölgenin iki önemli kenti arasında yapılmış bir
dostluk ve kardeşlik anlaşmasıydı. Çok az bir bölümü kaybolmuş olan
yazıtta Latmos ve Pidasa kentlerinin dini törenlerden, kız alıp vermeye
ve mal mülk edinmeye ve savaşlarda ortak hareket edeceklerine dair
konular ayrıntıyla yer almaktaydı. Bu açıklamalar Antik Karia bölgesinin
tarihine yeni bir ışık tutuyordu. Bu nedenle, yazıt son yıllarda bölgede
bulunan en önemli yazıttı. İlk üç satırı ve son satırlarının kırık
olmasına rağmen son derece iyi durumdaydı.
Prof. Dr. Wolgang Blüemel yazıtı Epigraphica Anatolica adlı dergide
1998 yılının son aylarında yayınladı ve yazıtın Türkçeye çevrilmiş bir
metnini sizler için gönderdi.
"¯- Şehir dirlik ve düzen içinde yaşasın diye görevliler
kurban bayramı düzenlemeliler; (4) bundan başka halen mevcut olan
mahalle örgütünün yanı sıra yeni mahalle örgütü oluşturulmalı ve bu
Asandris adını taşımalıdır. Bu örgütlenmenin içinde kura çekme yöntemiyle
hem Latmos'ta ve hem de Pidasa'da bulunan mahalle örgütü temsilcileri
ve dostluk dernekleri temsilcileri yer almalıdırlar; (8) fakat geri
kalan Pidasa vatandaşları kura çekme yöntemiyle olabildiğince eşit
sayıda halen mevcut olan diğer mahalle örgütlerine dağıtılmalıdır.
Bu şekilde paylaştırılmış olan Pidasalılar tüm dini tapınım törenlerine
katılma hakkına, dostluk derneği üyeleri olanlar dostluk haklarına,
mahalle örgütleri, bunların daha önceden sahip oldukları haklara sahip
olmalıdırlar; (13) Pidasa ve Latmosluların kutsal yasalar ve diğer
nedenlerle hak ettikleri gelirler ortak (mal) olmalı ve ayrı bir mülk
ya da gelir sahibi olmak her iki şehre de yasaklanmalıdır;
(17) ve her iki şehrin şimdiye dek Dios ayına kadar mevcut
olan borçlarını kendileri ödemeliler; (19) ve Latmoslular Pidasalılara
bir yıl yetecek kadar konut ve ahır tahsis etmeliler; (21) ve aralarında
evlenme yoluyla akrabalık tesis etmeleri için, hiçbir Latmoslu bir
başka Latmosluya kızını vermemeli veya (bir Latmosludan) kız almamalı
ve hiçbir Pidasalı bir Pidasalıya da kız vermemeli veya almamalı,
altı yıl süreyle Latmoslu Pidasalıya ve Pidasalı Latmosluya kız verip
almalı; (25) ve tüm yönetim kurumları Pidasa ve Latmoslulardan oluşturulmalı;
(27) ve Pidasalılara belediye arazisi dahilinde istedikleri yerde
konutlar inşa etmelerine; (29) ve Pidasalılar arasından Latmosluların
önereceği 100 yetişkin erkek ve Latmoslulardan Pidasalıların önereceği
200 yetişkin erkek, bir boğa ve bir erkek domuz üzerine agorada bu
halk meclisi kararına ve bu devletsel oluşuma sadık kalacaklarına
dair yemin etmelidirler; (33) ve bu karar taştan steller üzerine yazılıp
bunlardan biri Zeus Labraundos (kutsal alanına) ve biri de Latmos'taki
Athena kutsal alanına yollanmalı ve adanmalı; (36) ve Aropos döneminde
görevlendirilmiş olan memurlar bu hususun gerçekleştirilmesini sağlamalıdırlar.
(38) Latmosluların etmesi gereken yemin: "Zeus Ge Helios Poseidon
Athena Areia ve koç koruyan (=Artemis) (ve diğer tanrılar üzerine)
yemin ediyorum ki; ¯- Pidasalılarla birlikte vatandaş olarak yaşayacağım¯-"