Akdeniz’de ilk misyoner
"Tarsus'lu St. Pauls"

*Yazı Şengül Gündoğan Aydıngün


2000’e bir kala, Hıristiyan dünyası büyük heyecan içerisinde. İki bin yıllık bir geçmişe sahip olan Hıristiyanlık, büyük kutlamalarla Hazreti İsa’nın doğumunun 2000 yılına hazırlanıyor. Bu hazırlıklar arasında en önemli yeri, Kudüs’ten ve Hz. İsa’nın doğum yeri olan Beytlehem’den başlayıp Vatikan’a kadar uzanan bölgede gerçekleştirilecek olan "İnanç Turizmi" oluşturacak. Ülkemiz toprakları, Hıristiyanlığın yayılması sırasında bir köprü görevi gördüğü için, İnanç Turizmi’nin en önemli bölümünü içeriyor. İnanç Turizmi’nin ana programı ise, St. Paul’ün rotalarını kapsıyor.

Hazreti İsa’nın çarmıha gerildiği MS 33 dolaylarında Hıristiyanlığa dönen St. Paul, Anadolu kökenlidir. Hıristiyanlığı kabulünden sonra Tanrı’nın yolunda ilerleyerek, Anadolu ve Ege kıyılarında 20 bin milin üzerinde yol katederek ilk Hıristiyan topluluklarını oluşturmuştur.2000 yılına yaklaşırken, St. Paul’ün Hıristiyanlığı yaymak için yaptığı seyahatlerin rotaları, günümüz turizm organizasyon şirketlerinin programları arasına girmiş durumda. Özellikle St. Paul’un geçtiği topraklardaki ülkelerin (İsrail, Türkiye, Yunanistan) turizm organizatörleri, dünyadaki Hıristiyan nüfusun büyük bir bölümünü bu faaliyet içine çekmek için geniş organizasyonlar hazırlamaktalar.Seyahatlerinden yola çıkarak, 2000 yılının turizm sembolu olan bu gezgin misyoner gerçekte kimdir? Başta Anadolu olmak üzere, Roma’ya kadar hangi yollardan geçmiş, nerelerde kalmıştır? Anadolu’da St. Paul’ün izleri nerelerde yer almaktadır?

Aslında Anadolu’da, Kilikya-Tarsus’da doğan St. Paul (Saul) bir Roma vatandaşıydı. Sıkı bir Yahudi eğitiminden geçtiği bilenen Saul’un bu eğitimi Yaşlı Gamayel adında birinden aldığı sanılmaktadır. Roma adına, Hz. İsa’nın yolundan gidenlere zulmeden, Hıristiyanlığa inananlara karşı derin bir öfke duyan Saul’un tüm hayatı ve inançları bir mucize ile değişir. İncil’de anlatılanlara göre, birgün Şam’a giderken Tanrı tarafından gözleri kör edilen Saul üç gün boyunca göremez. Bu sırada Hz. İsa "Bu adam benim adımı diğer uluslara, krallara ve İsrailoğullarına duyurmak üzere seçilmiş bir aracımdır. Benim adım uğruna ne kadar sıkıntı çekmesi gerekeceğini ona göstereceğim" diyerek gözlerindeki perdeyi kaldırmak üzere Hananya isimli bir inananını Saul’e gönderir ve gözlerini açtırır. İsa’nın mesajını alarak yeniden görmeye başlayan Saul, vaftiz olur ve o andan itibaren Hıristiyanlığı yaymak için yollara düşer.St. Paul, Kudüs’ten Ege sahillerine kadar uzanan Akdeniz kıyılarında üç uzun ve tehlikeli seyahat gerçekleştirir. 20 bin mili aşan bu uzun seyahatler, Hıristiyanlık adına birinci yüzyılda yapılmış en uzun ve etkili yolculuklardır. İncil’de anlatılan bu seyahatlerin tamamı St. Paul’ün anavatanı olan Anadolu’da geçer. Burada ilk Hıristiyan topluluklarını oluşturur.

İlk misyonerlik seyahati St. Barnabas ile birlikte Kilikya Antiocheia’sından (Antakya) çıktıkları deniz yolculuğu ile başlar. Kıbrıs üzerinden Küçük Asya’ya geçerler. Attalia (Antalya) limanına vardıktan sonra, Perge üzerinden Pisidia Antiocheia’sına (Isparta-Yalvaç) ulaşırlar. St. Paul, MS 46 yılında, Pisidia Antiocheia’sındaki bir sinagogda ilk vaazını verir. Daha sonraları bu Sinagog üzerinde, St. Paul adına ilk kilise yapılır. Antiocheia’dan Iconium (Konya), Listra ve Derbe’ye (Karaman) kadar uzanan ilk seyahat, tekrar Perge ve Attalia (Antalya) limanından Kilikya Antiocheia’sında son bulur. Oldukça başarılı geçen bu misyonerlik çalışması sonucunda, artık Anadolu’da Hz. İsa'nın öğretileri hızla yayılmaya başlamıştır. Derbe yakınlarında yüzlerce kilisenin inşa edilmiş olması bunun en iyi göstergesidir. Bugün o bölge, Binbirkilise adıyla anılmaktadır.İkinci ve üçüncü seyahatlerinde yine Kilikya Antiocheia’sı üzerinden Anadolu ve Makedonya’ya kadar uzun bir rota çizer. MS 48-56 yıllarını kapsayan bu dönemde iki kez (MS 51 Ağustosu ve 54 yılından itibaren yaklaşık iki yıl) Ephesos’da kalır. Çeşitli uluslara tanrının buyruklarını içeren ve İncil’de yer alan mektupları, burada yazdığı sanılmaktadır. I. yüzyıl Ephesos’unda birtakım dengelerin bozulacağını anlayan putperestler, başlattıkları ayaklanma ile St. Paul’ü ve ona inananları Ephesos’dan uzaklaştırmak, yıldırmak için ellerinden geleni yaparlar.Misyonerlik çalışmaları Romalıları ürküten St. Paul, Kudüs’te Roma yetkilileri tarafından tutuklanır ve son seyahatini esaret altında Roma’ya yapar. Yargılanmak üzere götürüldüğü bu uzun yolculuğun rotası, Caesarea, Sidon, Myra (Kale-Demre), Knidos (Datça), Girit ve Malta üzerinden geçmektedir. Yanındakilerle birlikte başından geçen yüzlerce zorlu olaylara ve tehlikelere rağmen Akdeniz’de ilk Hıristiyan kilise ve cematlerini kurarak büyük bir misyon oluşturmayı başaran St. Paul, MS 46’da başlayan misyonerlik çalışmalarını İspanya’ya kadar götürmeyi amaçlamış, ancak, kesin tarihi bilinmemekle birlikte MS 60’lı yılların başlarında, St. Peter’le birlikte Roma’da öldürülmesiyle çalışmaları son bulmuştur.


* Şengül Gündoğan Aydıngün, sanat tarihçisi