|
SAGALASSOS
 |
Burdur
ilinin Ağlasun ilçesi sınırlarında, ilçeye yedi kilometre uzaklıktaki
Sagalassos’un yakın çevresinin tarihi, MÖ 12 binlere kadar uzanır.
MÖ 3 binde ilk yerleşim izlerinin fark edildiği Sagalassos, MÖ
1600’lerde Pisidia coğrafyası içerisinde kalır. Uzun bir süre
tarihin karanlıklarında kalan Sagalassos, Büyük İskender’in bölgeyi
kendi topraklarına katmak istemesiyle (MÖ 334) tarihteki yerini
alır.
Batı
Toros dağlarının kollarından biri olan Akdağ üzerinde, 1450-1700
metreler arasında kurulu Sagalassos, Büyük İskender’in ordusuna
karşı büyük bir savunmada bulunur. Pisidia’nın en cesur ve savaşçı
halkının yaşadığı Sagalassos, kanlı bir savaş sonucunda İskender
tarafından ele geçirilir. Beş yüz kişinin hayatını kaybettiği
savaş (MÖ 334), kentin hemen önündeki bir tepede yaşanır. Büyük
İskender’den sonra şansı açılan ve Helenistik dönem boyunca
(MÖ 333-25) Pisidia bölgesinin en önemli ikinci kenti olan Sagalassos,
MÖ 25 yılında Roma egemenliği altına girer. MS I. yüzyılın ortasında
da, bölgenin en önemli ve büyük şehri haline gelir. MS 3. yüzyılın
başına kadar mimari yönden en parlak devrini yaşayan, görkemli
yapılarla donatılan kent, MS 518’de ağır bir deprem geçirir.
Yıkılan yapılar tamir görüp yenilense de MS 7. yüzyılda yaşanan
yeni bir deprem, hem kenti yok eder, hem de su kaynaklarını
kapatır.
Bunun
üstüne kent, bir de Arap akınlarıyla karşı karşıya kalır. Üst
üste kötü olaylarla sarsılan Sagalassos’u, susuzluk ve ardından
gelen bulaşıcı hastalıklar da rahat bırakmaz. Sonuçta kent terk
edilir. Bu güzel kentin üzeri hemen yamacına kurulduğu Akdağ’dan
inen toprak kütleleriyle örtülür. Doğa tarafından böylelikle
koruma altına alınan Sagalassos, yüzyıllarca sürecek derin bir
uykuya dalar.Yüzlerce yıl sonra, 1706’da Fransız gezgin Paul
Lucas Sagalassos’a gelir. Lucas seyahatnamesinde antik kentten
perilerin yaşadığı yerler olarak söz eder. Sagalassos’un gerçek
kimliği, 1824’te İngiliz papaz Francis Arundell tarafından tespit
edilir. Arundell, kentin Batı Torosların en önemli antik kentlerinden
Sagalassos olduğuna işaret eder. 1985’lerde İngiliz araştırmacılar,
Stephen Mitchell başkanlığında bölgeye giderler. 1986 yılındaki
araştırmalara katılan Belçikalı arkeolog Marc Waelkens ise Sagalassos’u
yüzlerce yıllık uykusundan uyandıran bilim insanı olur.
|
Prof. Dr. Marc Waelkens, İngiliz Prof. Dr. Stefan
Mitchell’le birlikte Sagalassos’a yüzey araştırmasına geldiğinde,
ancak kartalların ulaşabileceği yükseklikteki dağların üzerinde
kurulu antik kentin kalıntılarının yanı sıra, aşağısında uzanan
yemyeşil ovanın görüntüsünden de çok etkilenir. Üstelik kentin
yüksek konumundan ötürü, kalıntılar başka yerlere götürülememiş,
olduğu yerde durmaktadır. Böylesine bakir kalabilmiş kent, Marc
Waelkens’i son derece heyecanlandırır. Hayalindeki kazı yerini
bulduğuna karar verip gerekli izinleri alır. Öğretim üyesi olduğu
Belçika-Leuven Katolik Üniversitesi kendine maddi ve teknik destek
sağlar ve kazılar 1990 yılında üniversite adına
başlar. |
 |
|

|
Marc
Waelkens, birçok ülkeden değişik mesleklerden uzmanları kazısında
bir araya getirerek kalabalık bir bilimsel heyet kurar. Bu heyet on
yıl içinde -bir kazı için çok kısa sayılabilecek sürede- Sagalassos
antik kentinin büyük bölümünü ortaya çıkarıp kimi yapıları ayağa
kaldırmayı başarır.Kazılar
sırasında, Dor Tapınağı (MÖ 1. yüzyıl), Geç Helenistik Çeşme (MÖ 1.
yüzyıl), Neon Kütüphanesi (MS 2. yüzyıl), iki yüz kişilik Meclis
Binası (Bouleuterion MÖ 125-100), yukarı ve aşağı agoralar (MÖ 2.
yüzyıl), Augustus dönemine ait Büyük İskender’e atfedildiği sanılan
kahramanlık anıtı Heroon |
(MS
14), Apollon Klarios Tapınağı (MS 0-20), Antinius Pius Tapınağı (MS
120-140), Antoninler Çeşmesi (MS 161-180), Roma Hamamı (MS 2.
yüzyıl), dokuz bin kişi kapasiteli dünyanın deniz seviyesinden en
yüksek rakımlı tiyatrosu (MS 2. yüzyıl) ve kırk kişilik halk
tuvaleti gibi kentin önemli yapıları ortaya
çıkarılır. |
 |
Kazılarda ilk iki yıl Neon Kütüphanesi ile önündeki mozaikli
taban ve Geç Helenistik döneme ait çeşmeye ağırlık verilir. Mimari
parçalarının neredeyse tamamı yerinde duran kütüphane ve çeşme, 1992-1997
yılları arasında mimar-restoratörSemih Ercan ve Teresa Patricio tarafından
antik dönemdeki haline getirilir. Bu arada Geç Helenistik çeşmenin kapanan
su havzasının akması sağlanarak, yapıya yeniden özgün çeşme fonksiyonu
kazandırılır. Böylelikle ülkemizde de ilk kez bir antik yapı, tekrar
kullanılır duruma getirilmiş olur.
Kentte 1997 yılından sonraki çalışmaların ağırlık merkezi,
Yukarı Agora bölgesine kayar. Yaşanıldığı dönemlerde Sagalassos’un
en önemli merkezi olan Yukarı Agora’nın kuzeyinde, görünümü adeta
bir tiyatro sahnesi cephesine benzeyen görkemli Antoninler Çeşmesi,
yeni çalışmaların merkezini oluşturur. Cephesindeki nişlerde Aphrodisias
ve Afyon İncehisar’da yapılmış heykellerin yer aldığı bu görkemli
çeşmenin beş-altı yıl içinde biteceği ve etkileyici görüntüsüne tekrar
kavuşacağı sanılıyor.
Çeşmenin kazıları sırasında ele geçen 2.65 ve 2.45 metre boyutlarındaki
Tanrı Dionysos’a ait iki muhteşem heykel ve kent ileri gelenlerine
ait çeşitli büyüklükteki heykeller, bugün Burdur Müzesi’nde sergileniyor.
Semih Ercan’ın yürüttüğü çalışmalar bittiğinde heykellerin kopyaları
çeşmede yer alacak. Antoninler Çeşmesi tamamlandığında Helenistik
çeşme ile bağlantısı tekrar kurularak suya kavuşturulacak. Yukarı
Agora’da 14 metre yüksekliğindeki Büyük İskender’e atfedildiği düşünülen
kahramanlık anıtı Heroon, ayağa kaldırılmaya çalışılan bir diğer önemli
yapı. Ekipten, Ebru Torun Popleme’in denetiminde restorasyonu yürütülen
Heroon’un en çarpıcı noktası, ellerindeki kıvrımlı kumaşlar ve müzik
aletleriyle birlikte kendinden geçerek dans eden kadınlar frizi. Halen
konservasyonu devam eden bu friz, içerdiği Helenistik kıvrımlar dolayısıyla
çok etkileyici.
Yukarı Agora bölgesinde çalışmalar bittiğinde Sagalassos daha
anlaşılabilir bir sunuma kavuşacak ve bir inci gibi Toroslar üzerinde
yeniden ışıldamaya başlayacak.
Ziyaretçilerini bekleyen Sagalassos, Antalya Havaalanı’ndan
110 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Ayrıca Antalya-Pamukkale ve
Kapadokya-Antalya arası yolculuk yapacaklar için bir duraklama noktası
konumundaki kent, Burdur ile Isparta’ya sadece 30 kilometre mesafede. Eğer
1 Haziran-1 Eylül tarihleri arasında bölgeyi ziyaret etmek isterseniz, hem
kazı çalışmalarını izleyebilir hem de Sagalassos’un gönüllü rehberleri
tarafından ücretsiz olarak İngilizce, Fransızca, Almanca, Flamanca
dillerinde gezdirilebilirsiniz
* Şengül Gündoğan Aydıngün, arkeolog-sanat
tarihçisi. |