KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ
I. ULUSLARARASI MÜZECİLİK TOPLANTISI

10 Nisan 2009

KOCAELI UNIVERSITY
I. INTERNATIONAL MUSEOLOGY MEETING
April the 10th, 2009

Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü

Amaç

Düzenleme ve Yürütme Kurulu

Program

Bildiriler / e-kitap

Sergi

Müzecilik Mevzuatı

Osman Hamdi Bey

Konaklama

Ulaşım

İletişim



Bildiriler /e-Kitap

TÜRKİYE MÜZELERİNDEKİ MÜZE ÇALIŞMALARINDAN ÖRNEKLER

Sema Dayan
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Teşhir Tanzim Uzmanı


Bu sunumumda sizlere Kültür ve Turizm bakanlığınca hazırlanan müze düzenleme çalışmalarından üç uygulamayı anlatacağım. Konular Çorum, Balıkesir Kuvayi-Milliye ve Gaziantep Emine Göğüş Yemek Müzesi olacak.
Bu çalışmaları anlatırken vurgulamak istediğim noktalar; müzelerin planlanması,müze projelerinin hazırlanması ve projelerin uygulanması ile ilgili bakış açılarımız ve yaklaşımlarımızdır.
Bu nedenle söz konusu çalışmalar bütün detayları ile anlatmaktan çok, belli kesitler verilerek sunulacaktır

BALIKESİR KUVAYİ-MİLLİYE MÜZESİ:

Kuva-yi Milliye hareketinin 90.yılı münasebetiyle Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen çalışmalar kapsamında Balıkesir Kuva-yi Milliye Müzesinin 2009 ocak ayında düzenlenmesi tamamlandı. İki katlı kargir bir yapı olan müze binası, Balıkesir Kuva-yi Milliye hareketine ev sahipliği yapmış olup,1993 yılında müze olarak düzenlenmiştir.Binanın zamanla oluşan onarım ihtiyacı ve teşhir düzeninin yetersiz kalışı nedeniyle yeniden restorasyonu ve ardından teşhir tanzim çalışmaları sürdürülmüş, 2009 yılı ocak ayında çalışmalar tamamlanarak müzenin açılışı gerçekleştirilmiştir.

Müze bahçesine kesme taşlardan inşa edilen gösterişli anıtsal görünümlü kapıdan girilmektedir. Bahçe, içinde büyük çam ağaçlarının bulunduğu düzenlemesiyle müzeye çekicilik katmaktadır.

Müze binası ahşap karkas tekniğinde yapılmış olup,giriş kapısının iki yanında ahşap sütunlar yer almaktadır. Müzenin alt katı Kuva-yi Milliye, üst katı arkeoloji müzesi olarak düzenlenmiştir .Alt kattaki giriş holüne Atatürk Odası ve Kuva-yi Milliye salonları açılmaktadır.

Kuva-yi Milliye salonlarının duvarlarında da frizler halinde devam ettirilerek köşelerden döndürülen bilgi panoları tasarlanmıştır. Bu panolarda Kuva-yi Milliye ruhu anlatılmış, Balıkesirde Kuva-yi Milliyenin nasıl kurulduğu ve bu faaliyetlerde yer alan kahramanlar tanıtılmıştır. Panoların anlatım kurgusu Kuva-yi Milliye hareketini hazırlayan ve ivme kazandıran olaylar vurgulanarak verilmiştir. Balıkesir için 'Balıkesir o dönemde devletleşmişti' denilmektedir. Balıkesir'in neden ve nasıl devletleştiği o döneme ait belge bilgi ve fotoğraflarla destekli bir senaryo ile anlatılmıştır.

Bilgiler Balıkesir Üniversitesinden Yard.Doç.Dr. Fuat Özer tarafından hazırlanmıştır.
Binanın da bir kültür varlığı olması nedeniyle yapının iç mimarisi de mümkün olduğu kadar ziyaretçinin izlenimlerine sunuldu Bu çalışmalar çerçevesinde yapının iç mimarisine ait elemanlar olabildiği ölçüde açıkta bırakılarak izleyicinin binayı algılaması sağlanmıştır. Işığı kesmek amacıyla pencerelerde stor perde ile ekranlama yapılmıştır.

Aydınlatma düzeninde ise tavanlarda spot,duvar vitrinlerinde noktasal, masa vitrinlerinde LAD aydınlatma uygulanmıştır.

Vitrinlerde Balıkesir Kuva-yi Milliye kahramanlarının yazılı belge, eşya,silah, madalya ve beratlar ve Balıkesirde 20.y.y. başında kullanılan sancaklar v.b.sergilenmiştir. İçlerinde Vehbi Bolak'a ait olan eşyalar yoğunluğu nedeniyle ayrı bir vitrinde yer almaktadır. Ayrıca Atatürk'ün şehre gelişlerinde kullandığı söylenen Balıkesirlilerin özel bir duyarlılık gösterdiği seccade de bir masa vitrininde yerini almıştır.

Atatürk odasında Atatürk'ün kente 1923 ten sonra muhtelif yıllarda gelişlerine ilişkin fotoğraflar ve bilgilere yer verilmiştir. Bu odanın geniş duvarına Atatürk'ün 1923 ten sonra kente gelişlerinde Latife hanımla çekilmiş 1/1 ölçekteki fotoğrafını uyguladık. Atatürk ve Latife hanımın balmumu modelleri Balıkesirin Milli Mücadele kahramanlarının da yer aldığı fotoğrafta olduğu şekilde Rus sanatçılara yaptırıldı. Rusyada bu tür çalışmalar oldukça gelişkindir, yapılan çalışmanın da teknik olarak doğru olduğunu söylemek mümkün. Türkiyede yapılan Atatürk heykel çalışmalarında algıladığımız Atatürk yüzü; karizmatik, kararlı,güçlü bir devlet adamı yüzü, bir asker ve bunun gibi pek çok özellikler sıralayabileceğimiz ifadelere sahip bir yüzdür. Her Türkün belleğinde yaklaşık bu tanımlara uyan bir algılama vardır. Daha önce bu tür balmumu heykelleri müzelerimizde yaptırıp sergilediğimizde çok ilgi çektiğini izlemiştik. Balıkesir Müzesindeki canlandırma alanı da Atatürk ve yanında Latife hanımla bir ilgi odağı oluşturdu. Müze ziyaretçileri balmumu heykelleri gördüklerinde etkilenip, duygulandıklarını ifade etmektedirler. Zaten müzelerin görünen yüzü geniş halk kitlelerinin ilgisini çekecek ve ziyaretçi akışını arttıracak sergilemeler düzenlemek değilmi dir?

Arkeoloji katına ulaşan merdivenlerin arkasındaki sahanlıkta arka bahçeye açılan geniş bir kapı mevcuttu. Müzeyi yeniden planlarken yapıda güvenlik açısından uygun olmayan bu elemanın kapatılmasına karar verildi. bu alanda oluşturulan duvarda Atatürkün arkeolojik alanlardaki tetkiklerini içeren fotoğraflar ile tarih ve arkeolojiye verdiği önemi içeren sözlerinin bulunduğu bir pano hazırlandı. Bu şekilde Kuva-yi Milliye katı ile arkeoloji katı arasında bir bağlantı kurulması sağlandı.

Arkeolojik eserlerin sergilendiği I.katta Antandros, Adremitteion, Kyzikos, Daskleion kazılarına ait buluntular ve sikkeler kendi adlarına ayrılan odalarda sergilendi. Odaları birbirine bağlayan holde ise Balıkesir Arkeolojisine ilişkin kronolojik bir sergileme yapılmıştır. Kazı alanlarına ait bilgiler adı geçen kazıların başkanları olan Prof.Dr. Tomris Bakır, Doç.Dr.Gürcan Polat tarafından hazırlanmıştır.

Müze vitrinleri MDF üzerine koyu ceviz olarak yaptırılmıştır. Tüm arkeoloji vitrinlerinin içinde, frizler halinde hazırlanan ve sergilemeyi destekleyen fotoğraf ve bilgilerle bütüncül bir yaklaşım kurulmaya çalışılmıştır.
Antandros eserleri müze buluntuları arasında buluntu yoğunluğu açısından en zengin olanlarıdır. Büyük bölümü mezar hediyeleri olan eserler oldukça görkemlidir. Mezarlarda bulunan terra-kota heykelcikler ise özel bir koleksiyon oluşturmaktadır. Antandros Lahti'nin imitasyonu hazırlanmak suretiyle içine ölü hediyeleri konularak sergilemesi yapılmıştır. Adremitteion ve Kzykos buluntularının aynı odada sergilemesi yapılmış olup, Kyzikos buluntuları yüksek işçilikli mimari ve heykeltraşlık eserlerinden oluşmaktadır.
Daskleion buluntularının hemen hemen tamamı Bandırma Müzesinde bulunduğundan, çok ufak bir buluntu gurubu ile sergileme gerçekleştirilmiştir.

GAZİANTEP EMİNE GÖĞÜŞ YEMEK MÜZESİ

2. örneğimiz Bakanlığımız dışındaki kuruluşlarla teknik destek vererek yaptığımız bir çalışmadır.

Geleneksel Gaziantep Mimarisinin tipik özelliklerini göstermekte olan müze yapısı 1905 yılında inşa edilmiş olup, Göğüş İbrahim Efendi konağı olarak adlandırılmaktaydı. Yapı iki katlı olup, 2007 yılında Gaziantep Belediyesince restorasyonu yapılmış, Gaziantep Büyükşehir Belediyesine ait bir müze olarak Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün teknik destekleriyle 2008 aralık ayında açılışı gerçekleştirilmiştir. Bina eski Turizm Bakanlarından Ali İhsan Göğüş'ün çocukluğunun geçtiği evdir. Bu nedenle kendilerinin istekleri doğrultusunda müzeye annesinin ismi verilmiştir. Bu görevi aldığımızda tereddütlerimiz vardı. Şimdiye kadar bir yemek müzesi düzenlememiştik. Yemek müzesi yapalım derken tipik bir etnografya Müzesine dönüşebileceğinin kuşkusunu da duyuyorduk. Projenin yemek kültürü ve bu kültür doğrultusunda oluşan gelenek ve yaşam biçimini anlatmak ayrıca toplumun zamanla geçirdiği başkalaşım ve yabancılaşma sonucunda bugün yapılmayan hatta yalnız isimleri kalan yemekleri tanıtmak amacını taşımaktaydı.

Bu nedenle öncelikle yemeğin ve bunu getirdiği kültürün Gaziantepli için ne ifade ettiği anlamaya çalışıldı.
Yemek Gazintepli için kültürdür.

Yemek geçmişten geleceğe taşınan bir olgudur.
Yemek Gazianteplinin misafiri için şölendir.
Yemek bir paylaşımdır.
Yemek araç ve gereçleri geçmişten geleceğe korunması gereken bir mirastır.
Yemek Gaziantepte ustalardan emanettir.

Bu alt yapı doğrultusunda proje çalışmalarına başlanıldı.

Kullanılan yemek araç ve gereçleri Bakır, ahşap pişmiş toprak malzemeden yapılmıştır. Vitrinlerde sergilediğimiz yöresel adları ile;

Badiye (dibi geniş, ağzı dar kazan),
Satıl (su taşımada kullanılan kap),
Lenger (kenarları geniş yayvan kap),
Debbe (içine yağ, bal konulan kap),
Çömçe (kepçe)

bunlardan bazılarıdır. Bunlar giriş katta sergilenmiştir. Aynı katta İçecek Kültürüne ilişkin çeşitli su, şerbet, ayran, şurup tas ve bardaklarının guruplanarak sergilemesi yapılmış olup bu kapların ne için kullanıldığı hazırlanan bilgi panolarında anlatılmıştır. Mırra kahvesi, menengiç kahvesi ve çay kültürüne ilişkin çeşitli araç gereç, kap ve bardak takımları da sergilenmiş, Kahve kültürünü anlatan, modellerin yerleştirildiği bir canlandırma alanı hazırlanmıştır. "Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır" sözü böyle yaşam kesitleri için söylenmiş olan bir sözlü kültür belgesidir.

Giriş katındaki kilerin de özgün düzenlemesi hazırlanmıştır. Vitrinler MDF üzerine bal rengi lake olarak hazırlanmış, noktasal aydınlatma kullanılmıştır.

İkinci katta; taban döşemesi duvar ve tavanlarda özgün mermer işçiliği ve süslemeler görülmektedir.Taban döşemesi bej ve mercan rengi geometrik motiflidir. Yapıda stor perde ile pencereler kapatılarak karartma yapılmıştır. Gaziatepe ait bilgilendirme kiosku ve yemek kültürü ile ile bu kültürle iç içe oturmuş yaşamın anlatıldığı LCD'nin konulduğu teknolojik donanımlar da uygulanmıştır..

Yapının bir taşınmaz kültür varlığı olduğundan hareketle özgün strüktür ve elemanlarına müdahale edilmedi. Çalışmaya başlanıldığında elde teşhir edilebilecek hiçbir malzeme yoktu. Çalışmaya ilişkin ön araştırmalar yapıldıktan sonra hazırlanan kurguya göre neler alınacağı planlandı. Bu eserler arasında Göğüş ailesinin müzeye bağışladığı malzemeler de bulunmaktaydı. Tüm malzemelerin alımı bir zaman dilimi içinde tamamlandı.
Gaziantep mutfağında etten sonra tahıl gelir. Meyveler de yemekler içinde yer alır. Elma,yenidünya, çağla'nın kebap veya yemeklerle birlikteliği olağanüstüdür. Keme kebabı pek bilinmeyen patates ile yerelması tadında bir bitkinin etle birlikteliğinin ürünüdür. Bütün bu tatların bilgi panolarında anlatılmasına özen gösterilmeye çalışıldı.

İkinci katta teşhir edilen üzerlerinde ustasının isminin damgalı olduğu gümüş sofra ikram takımları Gaziantepte bu tür işçiliğin ne kadar ileri düzeyde olduğunu kanıtlamaktadır.
Tatlı ve eğlencelikler de Gaziantep evinde çok tüketilen, olmazsa olmazlardandır. Soğuk kış gecelerinde sohbet ve aile ve dostluk bağlarının güçlendiği eğlenceliklerle bir vakit geçirme anının canlandırması hazırlandı. Ev halkının misafirlerle sini üstünde hevek (dalında kurutulmuş üzüm) değişik pestil cinsleri olan muska ve bastık, cevizli sucuk; bunun yanında karpuz çekirdeği, menengiç tohumu yiyerek geçirdiği hoş bir andan kesit verilmeye çalışıldı. Bu sofraya Gaziantepte "Fekke sofrası" denilmektedir.

Diğer bir gelenek "Sahre" denilen kır alemidir. Yemeğin bahane, birlikteliğin şahane olduğu, yenilip içilip, eğlenilen bir yemek kültürüdür. Bu şirin sözü bir kenara bırakarak, yemeğin Gaziantep için kesinlike bahane olmadığını da söylememiz gerekiyor. Birlikte olmak güzel olduğu kadar yemek yemek de zevktir Gaziantep'te. Çiğ köfte kapları sergilemesi ve bu kültürün vurgulandığı bilgi panoları da müzede yerini almıştır. Tüm panolardaki bilgiler Gaziantepli arştırmacı Filiz Hösükoğlunun başarılı çalışması sonucunda ortaya çıktı.
Gaziantepli en popüler yemek olan yuvalamanın hazırlanış anının canlandırması da hazırlandı. Detaylı ve uzun bir süreyi aldığı için kadınların ortaklaşa yaptıkları yuvalama hazırlama büyüklü, küçüklü bir paylaşım anı, Gazianteplinin hayatından bir detay olarak vurgulanmaya çalışılmıştır.

Giriş katında ziyaretçilerin LCD ekranda yemek kültürü ile ilgili bilgi alırken, oturup bir şeyler içebilmeleri ve yemek kültürü ile ilişkilendirilen hediyelik eşya alabilmelerine yönelik bir ünite hazırlandı.
Gaziantep evinde mutfak bahçededir. Bu çalışmalar kapsamında bahçede Gaziantep Mutfağının araç ve gereçleriyle düzenlemesi de gerçekleştirildi..
Müze basın ve T.V.nin oldukça geniş katılımı ile açıldı. Açılış töreninde yemek kültürü ile ilgili bir basın mensubunun Gaziantep Yemek Müzesinin yurt dışında gördüğü yemek müzelerinin en güzeli olduğunu ifade etmesi bizler için hoş bir anı olmuştur.


ÇORUM MÜZESİ

Osmanlı İmparatorluğunda 19.yy. sonunda yaptırılan kamu binalarından olan taşınmaz kültür varlığı yapının, çağdaş ve modern bir müze olarak kurgulanmasına örnektir. Bu çalışmalar kapsamında 2900 m2 alana sahip binanın dış kabuğu aynen korunarak, iki ara kat ilavesiyle tasarlanmak suretiyle güncellenmiştir. Geçtiğimiz yıl müzenin bahçe ve etnografik salonlarının düzenlemesi tamamlanarak açılışı yapıldı. Bu sunumda sizlere daha önce düzenlemesini yaptığımız arkeoloji salonlarının sergilemesi anlatılacaktır.

Arkeoloji bölümünde Kalkolitik çağdan başlayarak Bizans Dönemi ile biten çağlara ait buluntular kesintisiz olarak sergilenmektedir. Müzeyi simgeleyen eserler Eski Tunç Çağı ve Hitit dönemine ait maddi kütürü belgeleyen buluntulardır. Müzede sergilenen ünik eserler arasında Hüseyindede kabartmalı vazoları, Kral Thudalya'nın kılıcı, Kırların Koruyucu Tanrısı bulunmaktadır. Müze giriş katından içeriye girildiğinde karşı orta mekanda Alacahöyük L Mezarının 1/1 ölçekli modeli karşınıza gelmektedir. 90'lı yıllardan itibaren Bakanlığımızın yaptığı müze düzenleme çalışmalarıyla, artık Türkiyede Müzelerin koleksiyonlarının raflara dizili soğuk ve sıkıcı mekanlar olmadığı izlenebilmektedir. Özellikle hazırlanan canlandırma alanlarıyla, görselliğin katılımıyla bir Bronz çağı ölü hediyesinin hangi mekanda yer aldığı, ortamında neyi ifade ettiği gösterilmektedir. Çorum Müzesinde de böyle alanlar hazırlamayı planladık. Yapacağımız çalışmaların ilki Alacahöyük Kral Mezarlarından birinin modelini hazırlamak olacaktı. Prof.Dr.Kutlu Emre'nin bilimsel danışmanlığında çalışmalara başlanıldı. Alacahöyük L Mezarının modelini Restoratör Ahmet Demirtaş daha önce hazırlanmış olan alanda uyguladı. Hattili prensesin mezarında imitasyon olarak hazırlanmış takılar, sistrumlar, kaplar içeren ölü hediyeleri yerleştirildi. Mezarın üzerindeki kerpiç sıvalı hatıllar da kesit halinde verilmiştir. Hatılların üzerinde prensese kurban edilmiş imitasyon boğa baş ve bacak kemikleri konulmuştur. Böylelikle buluntuların ait olduğu ortam içinde in-situ olarak canlandırılarak sergilenmesi gerçekleştirilmiştir.

Birinci katta ikinci canlandırma alanımız Hitit İmparatorluğunun başkenti Hattuşa ile ilgilidir. Dr.Jurgen Seeher ile birlikte planlanan projede Hitit duvar tekniği canlandırılmıştır. Hattuşa Kazısı restoratörleri tarafından inşa edilen duvarlar binlerce yıllık Anadolu mimarisinden bir kesit sunmaktadır. Hitit avlu döşemesi ve atık su sistemi de hazırlanmıştır. Bu alanda yerleştirilen, birbiri içine geçmiş pişmiş toprak borular orijinaldir. Borular üzerinde bulunan taş kapaklar arızayı gidermek için istenildiği zaman kaldırılabiliyordu.

Boğazköy'ün rekonstrüktif maket çalışması da hazırlanmıştır. Eskiden tarih yazı ile anlatılıyordu. İzleyicinin görselliğine sunulan maketler de alteratif tarih manupulasyonları olarak müzelerde yerlerini almaktalar. Aynı alanda sıvı muhafazası için kullanılan büyük boy gaga ağızlı testiler ve erzak küpleri mutfakta toprağa gömülü olarak in-situ gösterilmişlerdir. Aynı katta Hüseyindede vazolarının sergilemesi yapılmıştır. Keşifleriyle dünyada heyecan yaratan vazoların büyüğü 40 kg, küçüğü ise 20 kg.dır. Fanus vitrinler içine konan bir mekanizma ile dönen vazolar üzerlerindeki kabartmalı frizler kolaylıkla görrülebilmektedir.

Çorum müzesinin arkeoloji salonundan içeri adım atıldığında 19 yy. Osmanlı mimarisinden farklı bir mekanla buluşulup eskinin bugünün ihtiyaçlarına göre şekillenmesi gözlenmektedir. Vitrinler karamel renk MDF olarak hazırlandı. Vitrinlerin çerçeve bantları ve ayakları kromajdır.

Giriş katı Kalkolitik dönemden büyük Hitit imparatorluğu sonuna kadar olan tarihsel süreci içeren sergilemeyi kapsamaktadır.

ikinci katta keşfi eski olmayan ancak bize önemli bilgiler sunan Şapinuva buluntuları ile Frig çağı eserleri ile Şapinuva ve Boğazköy'ün tablet ve bullaları, Hitit dönemi ağırlık ve ağırşakları vb. sergilenmektedir.

Üçüncü katta Roma ve Bizans dönemlerine ait buluntular ve sikkeler sergilenmişlerdir. Roma çağı seramik kapları Çorum Müzesinde zengin bir koleksiyon oluşturmaktadır. Sikkeler gömme duvar ve masa vitrinlerinde kendilerine ayrılmış olan bölümde sergilenmektedirler.

Çorum müzesi eksikliklerini tamamlayıp 2010 EMYA(European Museum of the year award) için aday olmaya hazırlanmaktadır.

 

WEB TASARIMI: Şengül Aydıngün & Haldun Aydıngün