|
||||||
|
Kocaeli
Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü
|
||||||
|
|
Bildiriler /e-Kitap TÜRKİYE MÜZELERİNDEKİ MÜZE ÇALIŞMALARINDAN ÖRNEKLER Sema
Dayan
BALIKESİR KUVAYİ-MİLLİYE MÜZESİ: Kuva-yi Milliye hareketinin 90.yılı münasebetiyle Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen çalışmalar kapsamında Balıkesir Kuva-yi Milliye Müzesinin 2009 ocak ayında düzenlenmesi tamamlandı. İki katlı kargir bir yapı olan müze binası, Balıkesir Kuva-yi Milliye hareketine ev sahipliği yapmış olup,1993 yılında müze olarak düzenlenmiştir.Binanın zamanla oluşan onarım ihtiyacı ve teşhir düzeninin yetersiz kalışı nedeniyle yeniden restorasyonu ve ardından teşhir tanzim çalışmaları sürdürülmüş, 2009 yılı ocak ayında çalışmalar tamamlanarak müzenin açılışı gerçekleştirilmiştir. Müze bahçesine kesme taşlardan inşa edilen gösterişli anıtsal görünümlü kapıdan girilmektedir. Bahçe, içinde büyük çam ağaçlarının bulunduğu düzenlemesiyle müzeye çekicilik katmaktadır. Müze binası ahşap karkas tekniğinde yapılmış olup,giriş kapısının iki yanında ahşap sütunlar yer almaktadır. Müzenin alt katı Kuva-yi Milliye, üst katı arkeoloji müzesi olarak düzenlenmiştir .Alt kattaki giriş holüne Atatürk Odası ve Kuva-yi Milliye salonları açılmaktadır. Kuva-yi Milliye salonlarının duvarlarında da frizler halinde devam ettirilerek köşelerden döndürülen bilgi panoları tasarlanmıştır. Bu panolarda Kuva-yi Milliye ruhu anlatılmış, Balıkesirde Kuva-yi Milliyenin nasıl kurulduğu ve bu faaliyetlerde yer alan kahramanlar tanıtılmıştır. Panoların anlatım kurgusu Kuva-yi Milliye hareketini hazırlayan ve ivme kazandıran olaylar vurgulanarak verilmiştir. Balıkesir için 'Balıkesir o dönemde devletleşmişti' denilmektedir. Balıkesir'in neden ve nasıl devletleştiği o döneme ait belge bilgi ve fotoğraflarla destekli bir senaryo ile anlatılmıştır. Bilgiler
Balıkesir Üniversitesinden Yard.Doç.Dr. Fuat Özer tarafından hazırlanmıştır.
Aydınlatma düzeninde ise tavanlarda spot,duvar vitrinlerinde noktasal, masa vitrinlerinde LAD aydınlatma uygulanmıştır. Vitrinlerde Balıkesir Kuva-yi Milliye kahramanlarının yazılı belge, eşya,silah, madalya ve beratlar ve Balıkesirde 20.y.y. başında kullanılan sancaklar v.b.sergilenmiştir. İçlerinde Vehbi Bolak'a ait olan eşyalar yoğunluğu nedeniyle ayrı bir vitrinde yer almaktadır. Ayrıca Atatürk'ün şehre gelişlerinde kullandığı söylenen Balıkesirlilerin özel bir duyarlılık gösterdiği seccade de bir masa vitrininde yerini almıştır. Atatürk odasında Atatürk'ün kente 1923 ten sonra muhtelif yıllarda gelişlerine ilişkin fotoğraflar ve bilgilere yer verilmiştir. Bu odanın geniş duvarına Atatürk'ün 1923 ten sonra kente gelişlerinde Latife hanımla çekilmiş 1/1 ölçekteki fotoğrafını uyguladık. Atatürk ve Latife hanımın balmumu modelleri Balıkesirin Milli Mücadele kahramanlarının da yer aldığı fotoğrafta olduğu şekilde Rus sanatçılara yaptırıldı. Rusyada bu tür çalışmalar oldukça gelişkindir, yapılan çalışmanın da teknik olarak doğru olduğunu söylemek mümkün. Türkiyede yapılan Atatürk heykel çalışmalarında algıladığımız Atatürk yüzü; karizmatik, kararlı,güçlü bir devlet adamı yüzü, bir asker ve bunun gibi pek çok özellikler sıralayabileceğimiz ifadelere sahip bir yüzdür. Her Türkün belleğinde yaklaşık bu tanımlara uyan bir algılama vardır. Daha önce bu tür balmumu heykelleri müzelerimizde yaptırıp sergilediğimizde çok ilgi çektiğini izlemiştik. Balıkesir Müzesindeki canlandırma alanı da Atatürk ve yanında Latife hanımla bir ilgi odağı oluşturdu. Müze ziyaretçileri balmumu heykelleri gördüklerinde etkilenip, duygulandıklarını ifade etmektedirler. Zaten müzelerin görünen yüzü geniş halk kitlelerinin ilgisini çekecek ve ziyaretçi akışını arttıracak sergilemeler düzenlemek değilmi dir? Arkeoloji katına ulaşan merdivenlerin arkasındaki sahanlıkta arka bahçeye açılan geniş bir kapı mevcuttu. Müzeyi yeniden planlarken yapıda güvenlik açısından uygun olmayan bu elemanın kapatılmasına karar verildi. bu alanda oluşturulan duvarda Atatürkün arkeolojik alanlardaki tetkiklerini içeren fotoğraflar ile tarih ve arkeolojiye verdiği önemi içeren sözlerinin bulunduğu bir pano hazırlandı. Bu şekilde Kuva-yi Milliye katı ile arkeoloji katı arasında bir bağlantı kurulması sağlandı. Arkeolojik eserlerin sergilendiği I.katta Antandros, Adremitteion, Kyzikos, Daskleion kazılarına ait buluntular ve sikkeler kendi adlarına ayrılan odalarda sergilendi. Odaları birbirine bağlayan holde ise Balıkesir Arkeolojisine ilişkin kronolojik bir sergileme yapılmıştır. Kazı alanlarına ait bilgiler adı geçen kazıların başkanları olan Prof.Dr. Tomris Bakır, Doç.Dr.Gürcan Polat tarafından hazırlanmıştır. Müze vitrinleri
MDF üzerine koyu ceviz olarak yaptırılmıştır. Tüm arkeoloji vitrinlerinin
içinde, frizler halinde hazırlanan ve sergilemeyi destekleyen fotoğraf
ve bilgilerle bütüncül bir yaklaşım kurulmaya çalışılmıştır. Geleneksel
Gaziantep Mimarisinin tipik özelliklerini göstermekte olan müze yapısı
1905 yılında inşa edilmiş olup, Göğüş İbrahim Efendi konağı olarak adlandırılmaktaydı.
Yapı iki katlı olup, 2007 yılında Gaziantep Belediyesince restorasyonu
yapılmış, Gaziantep Büyükşehir Belediyesine ait bir müze olarak Kültür
Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün teknik destekleriyle 2008 aralık
ayında açılışı gerçekleştirilmiştir. Bina eski Turizm Bakanlarından Ali
İhsan Göğüş'ün çocukluğunun geçtiği evdir. Bu nedenle kendilerinin istekleri
doğrultusunda müzeye annesinin ismi verilmiştir. Bu görevi aldığımızda
tereddütlerimiz vardı. Şimdiye kadar bir yemek müzesi düzenlememiştik.
Yemek müzesi yapalım derken tipik bir etnografya Müzesine dönüşebileceğinin
kuşkusunu da duyuyorduk. Projenin yemek kültürü ve bu kültür doğrultusunda
oluşan gelenek ve yaşam biçimini anlatmak ayrıca toplumun zamanla geçirdiği
başkalaşım ve yabancılaşma sonucunda bugün yapılmayan hatta yalnız isimleri
kalan yemekleri tanıtmak amacını taşımaktaydı. Bu nedenle
öncelikle yemeğin ve bunu getirdiği kültürün Gaziantepli için ne ifade
ettiği anlamaya çalışıldı. Yemek geçmişten
geleceğe taşınan bir olgudur. Bu alt yapı doğrultusunda proje çalışmalarına başlanıldı. Kullanılan yemek araç ve gereçleri Bakır, ahşap pişmiş toprak malzemeden yapılmıştır. Vitrinlerde sergilediğimiz yöresel adları ile;
Badiye (dibi geniş, ağzı dar kazan), bunlardan bazılarıdır. Bunlar giriş katta sergilenmiştir. Aynı katta İçecek Kültürüne ilişkin çeşitli su, şerbet, ayran, şurup tas ve bardaklarının guruplanarak sergilemesi yapılmış olup bu kapların ne için kullanıldığı hazırlanan bilgi panolarında anlatılmıştır. Mırra kahvesi, menengiç kahvesi ve çay kültürüne ilişkin çeşitli araç gereç, kap ve bardak takımları da sergilenmiş, Kahve kültürünü anlatan, modellerin yerleştirildiği bir canlandırma alanı hazırlanmıştır. "Bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır" sözü böyle yaşam kesitleri için söylenmiş olan bir sözlü kültür belgesidir. Giriş katındaki
kilerin de özgün düzenlemesi hazırlanmıştır. Vitrinler MDF üzerine bal
rengi lake olarak hazırlanmış, noktasal aydınlatma kullanılmıştır. İkinci katta;
taban döşemesi duvar ve tavanlarda özgün mermer işçiliği ve süslemeler
görülmektedir.Taban döşemesi bej ve mercan rengi geometrik motiflidir.
Yapıda stor perde ile pencereler kapatılarak karartma yapılmıştır. Gaziatepe
ait bilgilendirme kiosku ve yemek kültürü ile ile bu kültürle iç içe oturmuş
yaşamın anlatıldığı LCD'nin konulduğu teknolojik donanımlar da uygulanmıştır.. Yapının bir
taşınmaz kültür varlığı olduğundan hareketle özgün strüktür ve elemanlarına
müdahale edilmedi. Çalışmaya başlanıldığında elde teşhir edilebilecek
hiçbir malzeme yoktu. Çalışmaya ilişkin ön araştırmalar yapıldıktan sonra
hazırlanan kurguya göre neler alınacağı planlandı. Bu eserler arasında
Göğüş ailesinin müzeye bağışladığı malzemeler de bulunmaktaydı. Tüm malzemelerin
alımı bir zaman dilimi içinde tamamlandı. İkinci katta
teşhir edilen üzerlerinde ustasının isminin damgalı olduğu gümüş sofra
ikram takımları Gaziantepte bu tür işçiliğin ne kadar ileri düzeyde olduğunu
kanıtlamaktadır. Diğer bir
gelenek "Sahre" denilen kır alemidir. Yemeğin bahane, birlikteliğin
şahane olduğu, yenilip içilip, eğlenilen bir yemek kültürüdür. Bu şirin
sözü bir kenara bırakarak, yemeğin Gaziantep için kesinlike bahane olmadığını
da söylememiz gerekiyor. Birlikte olmak güzel olduğu kadar yemek yemek
de zevktir Gaziantep'te. Çiğ köfte kapları sergilemesi ve bu kültürün
vurgulandığı bilgi panoları da müzede yerini almıştır. Tüm panolardaki
bilgiler Gaziantepli arştırmacı Filiz Hösükoğlunun başarılı çalışması
sonucunda ortaya çıktı. Giriş katında
ziyaretçilerin LCD ekranda yemek kültürü ile ilgili bilgi alırken, oturup
bir şeyler içebilmeleri ve yemek kültürü ile ilişkilendirilen hediyelik
eşya alabilmelerine yönelik bir ünite hazırlandı. Arkeoloji bölümünde Kalkolitik çağdan başlayarak Bizans Dönemi ile biten çağlara ait buluntular kesintisiz olarak sergilenmektedir. Müzeyi simgeleyen eserler Eski Tunç Çağı ve Hitit dönemine ait maddi kütürü belgeleyen buluntulardır. Müzede sergilenen ünik eserler arasında Hüseyindede kabartmalı vazoları, Kral Thudalya'nın kılıcı, Kırların Koruyucu Tanrısı bulunmaktadır. Müze giriş katından içeriye girildiğinde karşı orta mekanda Alacahöyük L Mezarının 1/1 ölçekli modeli karşınıza gelmektedir. 90'lı yıllardan itibaren Bakanlığımızın yaptığı müze düzenleme çalışmalarıyla, artık Türkiyede Müzelerin koleksiyonlarının raflara dizili soğuk ve sıkıcı mekanlar olmadığı izlenebilmektedir. Özellikle hazırlanan canlandırma alanlarıyla, görselliğin katılımıyla bir Bronz çağı ölü hediyesinin hangi mekanda yer aldığı, ortamında neyi ifade ettiği gösterilmektedir. Çorum Müzesinde de böyle alanlar hazırlamayı planladık. Yapacağımız çalışmaların ilki Alacahöyük Kral Mezarlarından birinin modelini hazırlamak olacaktı. Prof.Dr.Kutlu Emre'nin bilimsel danışmanlığında çalışmalara başlanıldı. Alacahöyük L Mezarının modelini Restoratör Ahmet Demirtaş daha önce hazırlanmış olan alanda uyguladı. Hattili prensesin mezarında imitasyon olarak hazırlanmış takılar, sistrumlar, kaplar içeren ölü hediyeleri yerleştirildi. Mezarın üzerindeki kerpiç sıvalı hatıllar da kesit halinde verilmiştir. Hatılların üzerinde prensese kurban edilmiş imitasyon boğa baş ve bacak kemikleri konulmuştur. Böylelikle buluntuların ait olduğu ortam içinde in-situ olarak canlandırılarak sergilenmesi gerçekleştirilmiştir. Birinci katta
ikinci canlandırma alanımız Hitit İmparatorluğunun başkenti Hattuşa ile
ilgilidir. Dr.Jurgen Seeher ile birlikte planlanan projede Hitit duvar
tekniği canlandırılmıştır. Hattuşa Kazısı restoratörleri tarafından inşa
edilen duvarlar binlerce yıllık Anadolu mimarisinden bir kesit sunmaktadır.
Hitit avlu döşemesi ve atık su sistemi de hazırlanmıştır. Bu alanda yerleştirilen,
birbiri içine geçmiş pişmiş toprak borular orijinaldir. Borular üzerinde
bulunan taş kapaklar arızayı gidermek için istenildiği zaman kaldırılabiliyordu. Boğazköy'ün
rekonstrüktif maket çalışması da hazırlanmıştır. Eskiden tarih yazı ile
anlatılıyordu. İzleyicinin görselliğine sunulan maketler de alteratif
tarih manupulasyonları olarak müzelerde yerlerini almaktalar. Aynı alanda
sıvı muhafazası için kullanılan büyük boy gaga ağızlı testiler ve erzak
küpleri mutfakta toprağa gömülü olarak in-situ gösterilmişlerdir. Aynı
katta Hüseyindede vazolarının sergilemesi yapılmıştır. Keşifleriyle dünyada
heyecan yaratan vazoların büyüğü 40 kg, küçüğü ise 20 kg.dır. Fanus vitrinler
içine konan bir mekanizma ile dönen vazolar üzerlerindeki kabartmalı frizler
kolaylıkla görrülebilmektedir. Çorum müzesinin
arkeoloji salonundan içeri adım atıldığında 19 yy. Osmanlı mimarisinden
farklı bir mekanla buluşulup eskinin bugünün ihtiyaçlarına göre şekillenmesi
gözlenmektedir. Vitrinler karamel renk MDF olarak hazırlandı. Vitrinlerin
çerçeve bantları ve ayakları kromajdır. Giriş katı Kalkolitik dönemden büyük Hitit imparatorluğu sonuna kadar olan tarihsel süreci içeren sergilemeyi kapsamaktadır. ikinci katta keşfi eski olmayan ancak bize önemli bilgiler sunan Şapinuva buluntuları ile Frig çağı eserleri ile Şapinuva ve Boğazköy'ün tablet ve bullaları, Hitit dönemi ağırlık ve ağırşakları vb. sergilenmektedir. Üçüncü katta
Roma ve Bizans dönemlerine ait buluntular ve sikkeler sergilenmişlerdir.
Roma çağı seramik kapları Çorum Müzesinde zengin bir koleksiyon oluşturmaktadır.
Sikkeler gömme duvar ve masa vitrinlerinde kendilerine ayrılmış olan bölümde
sergilenmektedirler. Çorum müzesi
eksikliklerini tamamlayıp 2010 EMYA(European Museum of the year award)
için aday olmaya hazırlanmaktadır.
|
|||||
|
WEB
TASARIMI: Şengül Aydıngün & Haldun Aydıngün
|